5) Dünyanın Her Yerini Karışıklık ve Kargaşaların
Kaplaması
|
Ahir zamanda ümmetimin
başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle
ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah,
daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran,
benim soyumdan birisini gönderecektir.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir zaman, s. 12)
Yemin ederim ki bu ümmete öyle (şiddetli) belalar
gelecek de, kişi zulümden, gaddarlıktan kurtulmak için
sığınacak bir yer bulamayacaktır. Öyle sıkıntılı
bir sırada Allah Teala akrabamdan, benim hanedanımdan
bir kimseyi gönderecek.
(Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve
Ahir Zaman Alametleri, Şarani s. 437)
|
Hadiste belirli bir yer tarif edilmeyip, karışıklığın
dünyanın her tarafında yayılacağına işaret edilmektedir. Gerçekten
de hadisin tarif ettiği bir şekilde, bugün dünyanın beş kıtasında
büyük kargaşalar, savaşlar, katliamlar ve terör olayları devam
etmektedir. Her gün yüzlerce insan sebepsiz yere öldürülmekte,
yurtlarından çıkarılmaktadır.

Kosova'da Müslümanlara Dünya'nın gözü önünde çok büyük bir
soykırım yapılmıştır. |

Bosna'da yıllarca süren savaş, yüzbinlerce Müslümanın ölümüyle
sonuçlanmıştır. |

Çeçenistan'da tüm Dünyanın gözleri önünde büyük bir katliam
yürütülüyor. |
 Yapılan bombardımanlar Kosova'daki binlerce Müslümanı
evsiz bıraktı.
Abhazya'da sadece "Müslüman" oldukları için
binlerce insan katledildi.
|
* Herc-ü Merc: İnsanlar arasında meydana
gelen fitne, fesat, darmadağınık, karmaşık, allak bullak ortam.
Dünya hercü merc*
içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde,
yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücüm ettiğinde,
büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında
Allah, bu sırada onlardan adavetin kökünü kazıyarak
dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta
tuttuğum gibi, ahir zamanında dini ayakta tutacak, önceden
zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini
(Mehdi) gönderecektir
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman) |
6) İran-Irak Savaşı
Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste
şöyle haber verilir:
Şevval ayında ayaklanma
Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki
olacak.
(Kıyamet Alametleri, Berzenci,
s. 166) |
Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak
savaşının gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:
Şevval ayında ayaklanma...
İran Şah'ına karşı olan ilk ayaklanma bilindiği
gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur.
Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de
ise harp vaki olacak...
Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak
arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.

"Faris" yönünden gelecek
olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar!
Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi
hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır...
Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı
sözler tutulsun..." Onlar "Mutık"a çıkacaklar, Müslümanlar
oradan aşağı "Yazı"ya inecekler... Müşrikler öbür yandaki
(Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarına duracaklar...
Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi
kaldıracak…
(Kıyamet Alametleri, Berzenci,
s. 179) |
Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle
tarif edilir:
- Faris yönünden gelecek olan : İran tarafından gelecek olan
- Faris: İran - İranlı (Büyük
Lugat)
- Yazıya inecekler: Ovalık-Irak
Ovası
- Mutık: Yöredeki bir dağın adı.
- Rakabe: Petrol kuyularının çok
olduğu bölgedir.

"Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız!
Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse
birlik kurmayacaktır…"
Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan
kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor. Bu
anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya inilecek ve savaş başlayacak.
(Yazı: Irak ovası)
Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak...
Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak savaşı
8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice
alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.
7) Afganistan'ın İşgali
Talikan'a (Afganistan'a)
yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve
gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla
bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdi'sinin
yardımcılarıdır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59) |
Talikan'a yazık oldu...
Hadiste Afganistan'ın Mehdi zamanında işgal edileceğine
işaret olabilir. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan
1979 yılı hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle hicri 14. yüzyılın
başlangıcına denk gelmektedir. Bilindiği gibi hadislerde Mehdi'nin
yüzyıl başlarında çıkacağı haber verilmiştir. Mehdi'yle ilgili
diğer pek çok alametin de hicri 1400 ve hicri 14. yy başlarına
denk gelmesi bu tarihlerin Mehdi'nin çıkışı hakkında önemli
bir işaret taşıdığını göstermektedir.


Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri
vardır...
Rivayetin bu bölümünde Afganistan'ın maddi zenginlik
kaynaklarına dikkat çekiliyor olabilir. Bugün Afganistan'da
çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları,
demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

8) Fırat'ın Suyunun Kesilmesi
Fırat nehrinin suyunun kesilip durdurulması da
Mehdi'nin çıkış alametlerindendir:
Mehdi'nin alametlerindendir: Fırat nehrinin durdurulması.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 39) |
Bu hadisenin ayrıntılarıyla ilgili diğer hadislerde
de önemli bilgiler verilmektedir:
Fırat (nehrinin
suyu çekilerek) kıymetli altın hazinesini açıklaması
zamanı yaklaşıyor. Her kim o zaman orada bulunursa,
ondan bir şey almaya uğraşmasın!. (Çünkü ihtiyar dünyanın
ömrü sona ermiş bulunacaktır.)
(Sahih-i Buhari, 12/305)
Resulullah: Fırat nehri altın bir dağ üzerinden
açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar
onun için harb edecek ve her yüz kişiden doksan dokuzu
öldürülecek, onlardan her adam, keşke kurtulan ben olsaydım,
diyecektir buyurmuşlar.
(Sahih-i Müslim, 11/320)
Resulullah: Fırat'ın altın bir dağ üzerinden
açılması yakındır. İmdi orada kim bulunursa,
ondan birşey almasın! buyurdular.
(Sahih-i Müslim 11/320)
Resulullah şöyle buyurdu: Yakında Fırat Nehri
altın hazinesini açığa çıkarır, kim buna hazır
bulunursa, ondan bir şey almasın.
(Sünen-i Ebu Davud, 5/116)
(Resulullah:) "Fırat Nehri bir altın dağını
açığa çıkarır" dedi.
(Sünen-i Ebu Davud, 5/116)
Fırat nehrinin suyu çekilerek altın hazinesini
açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada
bulunursa o hazineden bir şey almasın. Aksi takdirde
ya ölür veya öldürülür."
(Hadisi Buhari ve Müslim
rivayet etmişlerdir
/Riyazü's Salihin, 3/332) |
Görüldüğü gibi Mehdi'nin çıkışının
önemli bir alameti olan Fırat nehrinin suyunun durdurulması
ve altın değerinde bir hazinenin ortaya çıkması pek çok büyük
hadis kitabında yer almaktadır. Şimdi hadislerde geçen önemli
ifadeleri inceleyelim:
Resulullah buyurdu ki:
(1) Fırat nehrinin suyu çekilip (2) altından bir dağ
meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz (3) Bu hazine üzerine
kıtal vukua gelir, her yüzden doksan dokuzu ölür. (Kıtale
iştirak edenlerden) Her kişi yalnız ben halas olacağım
(kurtulacağım) diye ümitlenir. (Hadisi Buhari ve Müslim
rivayet etmişlerdir/Riyazü's Salihin, 3/332)
|
(1) Fırat nehrinin suyunun çekilip...
Suyuti hazretlerinin kitabında bu hadis "suyun
durdurulması" olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı,
Fırat Nehrinin suyunu durdurdu, kesti.

Keban Barajı'nın inşa edilmesiyle
Nehrin suyu durdurulmuştur. |
(2) "Altın"dan bir dağ meydana çıkmadıkça...
Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi,
toplanan suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması
ve ulaşım kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki
topraklar "altın" gibi kıymetli hale gelmiştir.

Yukarıdaki şematik çizimde de görüldüğü gibi baraj,
betondan dev bir dağı andırmaktadır. Bu barajdan (hadis-i şerifteki
benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir.
Dolayısıyla baraj "altın bir dağ" hususiyetini kazanmaktadır.
(En doğrusunu Allah bilir)
(3) Bu hazine üzerinde kıtal (*) vukua
gelir
*Kıtal: Birçok kişinin ölümüne sebep olan kavga
Bölgede halen devam eden yaygın anarşi ve kıtal
sebebi ile oradan toprak alan, o bölgedeki anarşinin zararına
uğrayabilir. Hadisteki ifadeyle ya ölür ya da öldürülür.
Mehdi için 2 alamet vardır
ki, bunun birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi
ayın ikincisi de ortasında güneşin tutulmasıdır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi
Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)
Ramazan'ın birinci gecesi ay, ortasında güneş
tutulacaktır.
(Kıyamet Alametleri, Berzenci
s. 199)
Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on
dördünde güneş tutulacaktır, o ayın ilkinde ise ay kararacak...
(Mektubat-ı Rabbani, 2/1163)
... Güneşin oruç ayının ortasında, ay'ın ise
sonunda tutulması...
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 38)
Ramazan'da iki defa ay tutulması olacaktır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi
Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)
Mehdi'nin gelişi Razaman ayında ayın iki kere
tutulmasına sebep olacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s.
200)
Mehdi'nin çıkmasından
önce bir Ramazan içinde güneş iki defa tutulacaktır.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahir Zaman Alametleri, Şarani, s. 440) |
9) Ramazan Ayında Ay ve Güneş Tutulmaları
Yukarıdaki rivayetlerde dikkati çeken en önemli
nokta Ramazan ayının ortasında hem güneş tutulmasının, hem de
bir ay içinde "Ay"ın ve "Güneş"in iki kere tutulmasının imkansız
olduğunun fark edilmesidir. Bu, normal şartlarda gerçekleşmeyecek
bir durumdur. Oysa diğer ahir zaman alametlerinin çoğu insanın
anlayabileceği, sebepler dairesi içinde gerçekleşebilecek olaylardır.
Eğer bu hadislerde tarif edilen olaylar dikkatle
incelenirse, rivayetler arasında çeşitli farklılıklar olduğu
göze çarpar. Yukarıdaki 1, 2 ve 3. rivayetlerde ay, Ramazan'ın
birinci günü, 4. rivayette ise sonuncu günü tutulacaktır. Böyle
bir durumda yapılacak en doğru şey, aynı olaya bakan farklı
rivayetlerin ittifak ettikleri ortak yönleri tespit etmek olacaktır.
Buna göre, yukarıdaki hadis rivayetlerinin toplamından çıkan
ortak sonuçlar şunlardır:
1. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.
2. Bu tutulmalar ortalı, yani 14-15 gün arayla
olacaktır.
3. Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.

Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401'de)
Ramazan ayının 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur. Yine
"ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri-1402'de) Ramazan ayının
14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.
Ayrıca bu hadisede "Ay"ın Ramazan'ın tam ortasında
DOLUNAY halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak
belirmesi de son derece anlamlıdır.
Bu olayların Hz. Mehdi'nin diğer çıkış alametleriyle
aynı dönemde meydana gelmesi ve hicri 14. yüzyıl başlarında,
üst üste iki yıl (1401-1402) mucizevi bir tarzda tekrarlanması
rivayetlerin işaretinin bu olaylar olabileceğini kuvvetlendirmektedir.
Mehdi'nin çıkışından
evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir
yıldız doğacaktır.
(Kıyamet Alametleri, Berzenci
s. 200)
O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu
yıldız görünecektir.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi
Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)
O yıldızın doğması, güneş ve ay tutulmasından
sonra olacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32) |
10) Kuyruklu Yıldızın Doğması
Hadislerde belirtildiği gibi:
- 1986 yılında (hicri 1406'da) yani 14. yüzyıl
başlarında "Halley" kuyruklu yıldızı dünyamızın yakınından geçmiştir.
Bu kuyruklu yıldız parlak, ışıklı bir yıldızdır.
- Hareket yönü doğudan batıya
doğrudur.
- 1981 ve 1982 (1401-1402) yıllarında meydana gelen ay ve güneş tutulmaları olayından sonra ortaya
çıkmıştır.
Bu yıldızın doğuşunun Hz. Mehdi'nin diğer
çıkış alametleri ile aynı zamanda meydana gelmesi,
Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğunu
doğrular niteliktedir.

Başka bir hadis-i şerifte de Mehdi'nin alametlerinden
olan kuyruklu yıldız hakkında şu bilgiler verilmiştir:
Şark tarafından
bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir.
Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) meşrıktan mağribedir
(doğudan batıya doğrudur).
(Mektubat-ı Rabbani, 2/258) |

Tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın geçtiği zamanlarda
Müslümanlar açısından çok önemli hatta dönüm noktası sayılabilecek
hadiseler meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı Peygamberimiz'den
aktarılan rivayetlerde de bildirilmiştir. Bu rivayetlere göre
bu yıldız göründüğünde;
- Hz. Nuh
kavmi helak olmuştur,
- Hz. İbrahim ateşe atılmıştır,
- Hz. Musa ile uğraşan
Firavun ve kavmi yok edilmiştir,
- Hz. Yahya öldürüldüğünde
de görülmüştür.
Siz o yıldızı gördüğünüzde
fitnenin şerrinden Allah'a sığınınız.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32) |
|
Halley Kuyruklu Yıldızı Hakkında Bazı İlginç
Rakamlar
Halley kuyruklu yıldızı ile ilgili bazı sayıların
"19" sayısının tam katları olması oldukça dikkat çekicidir:
Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda bir geçiyor
76 = 19 x 4
Bu yıldız en son Hicri 1406'da görüldü
1406 = 19 x 74
-
Bu konuyla ilgili bir diğer ilginç durum da şudur: Yukarıda
da hesapladığımız gibi Halley yıldızının geçmiş olduğu Hicri
1406 yılı 19'un tam 74 katıdır. "74" sayısı
ise aynı zamanda Kuran-ı Kerim'de 19 mucizesine işaret edilen MÜDDESSİR Suresi'nin sıra numarasıdır.
Bilindiği gibi Kuran'ın Müddessir suresinin (74.
sure) 30. ayetinde "19" sayısının müminler için bir rahmet,
inkar edenler için ise bir fitne vesilesi olduğu bildirilmektedir.
Halley kuyruklu yıldızının 19 ile olan bu mucizevi
bağlantısı da, kafirler üzerine bir fitne, müminlere ise bir
rahmet müjdelediğine işaret ediyor olabilir.
Müddessir Suresi'nin 1. ve 2. ayetlerinde Hz. Muhammed'e
"EY ÖRTÜNEN! KALK ve KORKUT" buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin
açık anlamıdır. Fakat bu ayetlerin ahir zamana yönelik ikinci
bir örtülü, gizli bir işaretleri de bulunabilir. Belki de "EY
GİZLENEN" denilerek Resulullah efendimizin soyundan gelecek
olan ve Hicri 1406'da çıkış alametlerinden biri (Kuyruklu Yıldızın
doğuşu hadisesi) belirecek olan Mehdi'ye işaret ediliyor olabilir.

74- Müddessir Suresi
1. Ey örtüsüne bürünen
2. Kalk ve korkut (uyar)
Müddessir: örtünen-bürünen-gizlenen demektir.
- Bir başka büyük mucize ve işaret ise Halley
yıldızının 1986 (hicri 1406)' daki geçişinin, Hz. Muhammed'in
peygamberlikle vazifelendirildiği MS. 607'den bu yana 19.
GEÇİŞİ olmasıdır.
Onun çıkacağı
yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan
gidecekler. Hep birlikte Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler,
sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine
saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe
Cemresinin üzerine akacak.
(Kıyamet Alametleri, Berzenci,
s. 169)
İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35) |
11) Kabe Baskını ve Kabe'de Kan Akıtılması
Yukarıdaki hadislerde "onun çıkacağı yıl"
cümlesi kullanılarak, Mehdi'nin çıkış tarihinde Hac sırasında
meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında,
hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam
yaşanmıştır. Çok ilginçtir bu kanlı Kabe baskını da Mehdi'nin
diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.
Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek
öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suud askerleri
ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30
kişinin öldürülmesi, bu rivayetin kalan kısmını da doğrulamıştır.

1979 (hicri 1400)'da gerçekleşen bu Kabe baskınının
ardından 7 sene sonra hicri 1407 yılında, Hac sırasında çok
daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu hadisede caddelerde
gösteri yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok
fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama'nın yanında, Müslümanların
(Suudi Arabistan askerleri ile İran'lı Hacıların) birbirlerini
öldürmeleri ile büyük günahlar işlenmiş, haram girilmiştir.
Bu kanlı olaylar, ilgili hadislerde tarif edilen ortamla çok
büyük benzerlikler taşımaktadır:
Onun çıkacağı
yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan
gidecekler. Hep birlikte Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler,
sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine
saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe
Cemresinin üzerine akacak.
(Kıyamet Alametleri, Berzenci,
s. 169)
İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zama
Resulullah buyurdu: Ramazan'da
bir seda, Şevval'de bir ses, Zilkade'de kabileler arasında
savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin
çok olacağı bir savaş olur, öyle ki orada taşları kan
gölü içinde bırakacak kadar kan akar.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 31)
Ramazan'da bir seda olur. Şevval'de de bir seda olur.
Zilkade'de kabileler çarpışır. Zilhicce'de hacılar
talana uğrar. Muharrem'de gökten şöyle nida
olur. "Dikkat ediniz. Filan kimse Allah'ın halkının
hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz."
(Ramuz El Hadis, 2/518)
Şevval ayında ayaklanma, Zilkade'de harb konuşmaları,
Zilhicce'de ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak
kanları akacak.
(Kıyamet Alametleri, Berzenci,
s. 166)
Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır,
melhameler olur.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 34)
"İkdiddurer" isimli kitaptaki alametlerden: Şevval'de
savaş nidaları, Zilhicce'de harb ve kıtal olur, yine Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta caddeler
kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzam'ın
yanında büyük günahlar işlenir.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)
n, s. 35) |
Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar
işlenir.
Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) içinde değil, yanında çıkacak olaylara
dikkat çekilmektedir. 1407 yılının Zilhicce
ayında (Hac mevsiminde) meydana gelen olaylar da ilkinden farklı
olarak Kabe'nin içinde değil, yanında gerçekleşmiştir. En başta
anlattığımız olay ise 1 Muharrem 1400'de Beyt-ül Muazzama'nın
(Kabe'nin) bizzat içerisinde olmuştu. Her iki hadise de rivayetlerin
işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.

Kabe'de kan akıtılması, hacıların katledilmesi
gibi, hadislerde haber verilen böyle önemli iki büyük hadisenin
Mehdi hakkında bildirilen tüm alametlerin çıktığı dönemde birbiri
ardına gerçekleşmesinin bir rastlantı olması oldukça zor gözükmektedir.
Hadislerde geçen ifadeleri incelediğimizde de aynı
dönemle ilgili önemli olaylara işaretler bulunduğu görülecektir:
... Zilhicce'de harb ve kıtal olur.
Hadislerde, bu savaş ve çatışmalardan, hacıların
öldürülmesi konusu ile birlikte bahsedilmesi söz konusu olayların
aynı zaman diliminde meydana geleceklerini göstermektedir. Aynı
dönem, İran-Irak savaşının çıktığı, Türkiye'nin güney doğusunda,
Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve karışıklıkların en yoğun yaşandığı
bir dönemdi.
... Şevval'de savaş nidaları olur.
Yine aynı zamanlarda Basra Körfezin'deki gerginliğe,
İran-Amerika arasındaki gerginleşme ve savaş durumuna dikkat
çekilmiş olabilir.

geri |

ileri |
|