|
Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci
kez geleceği konusu Kuran'da ve Peygamber
Efendimiz (sav)'in hadislerinde çok açık olarak
bildirilmiştir. Pek çok ayette ve hadiste
bu konu ile ilgili kesin ifadeler bulunmaktadır.
Kuran'dan Deliller
I. Delil
"... sana uyanları
kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim..."
Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne
geleceğine dair işaretler taşıyan ayetlerden ilki
Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetidir:
Hani Allah, İsa'ya
demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim
ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden
temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar
inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz
yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz
şeyde aranızda Ben hükmedeceğim. (Al-i İmran Suresi,
55)
Allah kıyamete kadar inkar edenlere
üstün gelen ve Hz. İsa'ya gerçekten tabi olan
bir grubun varlığından söz etmektedir. Hz. İsa
hayatta iken ona uyanların sayısı çok azdı. Ve
onun Allah Katına yükselişinin ardından da hızla
dinde dejenerasyon başladı. Sonraki iki yüzyıl
boyunca da, Hz. İsa'ya iman edenler (İseviler)
şiddetli baskılara maruz kaldılar. Üstelik İsevilerin
hiçbir siyasi gücü de bulunmamaktaydı. Bu durumda
geçmişte yaşayan Hıristiyanların, inkar edenlere
üstün geldiklerini ve bu ayetin onlara baktığını
söyleyemeyiz.
Günümüzde ise Hıristiyanlığın
özünden uzaklaştığını, Hz. İsa'nın anlattığı hak
dinden farklı bir dine dönüştüğünü görürüz. Hıristiyanların
çoğu arasında Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu
şeklindeki (Allah'ı tenzih ederiz) sapkın inanç
benimsenmiş ve teslis inancı (üçleme; Baba, oğul,
kutsal Ruh) asırlar önce kabul edilmiştir. Bu
durumda, dinin aslından iyice uzaklaşmış olan
günümüz Hıristiyanlarını da Hz. İsa'ya uyanlar
olarak kabul edemeyiz, çünkü Allah, Kuran'ın birçok
ayetinde "üçleme"ye inananların inkar içerisinde
olduklarını bildirmiştir:
Andolsun, "Allah
üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düşmüştür. Oysa
tek bir İlah'tan başka İlah yoktur... (Maide Suresi,
73)
Bu durumda "sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların
üstüne geçireceğim" ifadesi açık bir işaret
taşımaktadır. Hz. İsa'ya uyan ve kıyamete kadar
yaşayacak olan bir topluluk olması gerekmektedir.
Böyle bir topluluk, kuşkusuz Hz. İsa'nın yeryüzüne
tekrar gelişiyle ortaya çıkacaktır. Ve tekrar
dünyaya gelişi sırasında bu kutlu insana tabi
olanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır.
Ayrıca
ayetin sonunda geçen "...Sonra
dönüşünüz Banadır..." ifadesi de dikkat
çekicidir. Allah Hz. İsa'ya uyanları kıyamete
kadar inkara sapanların üstüne geçireceğini haber
verdikten sonra Hz. İsa da dahil olmak üzere tümünün
kendisine döneceğini bildirmektedir. "Allah'a
dönmeleri" ölmeleri olarak anlaşılmaktadır. Bu
da, Hz. İsa'nın da kıyamete yakın dönemde yeryüzüne
tekrar geldikten sonra ölümünün gerçekleşeceğine
bir işaret olabilir.
II. delil
"... ölmeden
önce ona inanmayacak kimse yoktur..."
Nisa Suresi'nin 156-158. ayetlerinin
arkasından Allah, 159. ayette şöyle buyurmaktadır:
Andolsun, Kitap
Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur.
Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.
(Nisa Suresi, 159)
Yukarıdaki ayette yer alan "ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur" ifadesi oldukça dikkat çekicidir. Bu cümlenin
Arapça karşılığı şu şekildedir: "... ve in min ehlil kitabi illa leyüminenne bihi
kable mevtihi"
Burada bazı tefsirciler "o" zamirinin
Hz. İsa yerine Kuran'a baktığını düşünmüşler ve
ayete Kitap Ehlinin ölmeden Kuran'a iman edeceği
şeklinde bir yorumda bulunmuşlardır. Oysa bu ayet
öncesindeki iki ayette de "o" zamiri tartışmasız
bir biçimde Hz. İsa için kullanılmıştır:
Nisa Suresi, 157. ayet:
Ve: "Biz, Allah'ın
Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük"
demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.)
Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara
(onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında
anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.
Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin
hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.
Nisa Suresi, 158. ayet:
Hayır; Allah onu
Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm
ve hikmet sahibidir.
Bu ayetlerin hemen arkasından
gelen ayette kullanılan "o" zamirinin Hz. İsa'dan
başka bir varlığı kastettiğinin hiçbir delili
yoktur.
Nisa Suresi, 159. ayet:
Andolsun, Kitap
Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur.
Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.
Diğer taraftan ayetin ikinci
cümlesinde yer alan "Kıyamet
günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır" ifadesi de oldukça önemlidir. Kuran'da kıyamet
günü insanın dilinin, ellerinin ve ayaklarının
(Nur Suresi, 24, Yasin Suresi, 65), işitme, görme
duyularının ve derilerinin (Fussilet Suresi, 20-23)
kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri bildirilmektedir.
Kuran'ın şahitliği ile ilgili ise hiçbir ayet
yoktur. İlk cümlenin -cümle yapısı olarak
veya ayetlerin ardarda gelişi açısından herhangi
bir delil bulunmamasına rağmen- "Kuran"ı
ifade ettiği kabul edilirse, ikinci cümlede yer
alan "o" zamirinin de Kuran'a işaret ettiği iddia
edilmiş olur. Oysa Allah Kuran'da bizlere bu konuyla
ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir. (En doğrusunu
Allah bilir)
Kuran ayetlerine baktığımızda
aynı zamirin, Kuran'a işaret ettiği durumlarda,
(Tarık Suresi, 13, Tekvir Suresi, 19, Neml Suresi,
77 ve Şuara Suresi, 192-196'da olduğu gibi) ayetin
öncesinde ya da sonrasında mutlaka Kuran'dan bahsedildiğini
görürüz. Ayetin öncesinde, sonrasında veya ayetin
içinde Kuran'dan bahsedilmiyorsa, bu ayetin Kuran'ı
tarif ettiğini söylemek yanlış olabilir. Ayet
çok açık bir biçimde Hz. İsa'ya inanılmasından
ve onun inananlara şahit olmasından bahsetmektedir.
Ayetin manası hakkında belirteceğimiz
ikinci nokta ise "ölümünden önce" ifadesinin yorumu
ile ilgilidir. Bazıları bu ifadenin "Kitap Ehlinin
kendi ölümlerinden önce" inanması anlamında olduğunu
düşünmektedirler. Bu yoruma göre Kitap Ehlinden
olan her kişi kendisine ölüm gelmeden Hz. İsa'ya
mutlaka iman edecektir. Oysa Hz. İsa döneminde
Kitap Ehli tanımlamasına dahil olan Yahudiler
ona iman etmemekle kalmamış, onu öldürmek için
tuzak kurmuşlardır. Daha sonra da onu öldü sanıp
inkarlarını sürdürmüşlerdir. Aynı durum bugünkü
Yahudiler için de geçerlidir, çünkü onlar Hz.
İsa'yı peygamber olarak kabul etmemektedirler.
Bugüne kadar Hz. İsa'ya iman etmemiş milyonlarca
Ehli Kitap Yahudi yaşamış ve Hz. İsa'ya iman etmeden
ölmüştür. Dolayısıyla ayette söz konusu olan Kitap
Ehlinin değil, Hz. İsa'nın ölümüdür. Sonuç olarak,
ayetlerin bizlere gösterdiği gerçek ise şudur: "Hz. İsa ölmeden önce tüm
Ehli Kitap ona iman edecektir."
Ayet gerçek manasıyla ele alındığında
ise çok açık gerçeklerle karşılaşırız.
Birincisi, ayette gelecekten
bahsedildiği açıktır, çünkü Hz. İsa'nın ölümü
söz konusudur. Oysa o ölmemiş Allah Katına yükselmiştir.
Hz. İsa dünyaya yeniden gelecek ve her insan gibi
yaşayıp ölecektir. İkincisi Hz. İsa'ya tüm Ehli
Kitabın iman etmesi söz konusudur. Bu da henüz
gerçekleşmemiş ancak kesin olarak gerçekleşeceği
bildirilen bir olaydır. Dolayısıyla buradaki "ölümünden
önce" ifadesinin işaret ettiği kişi Hz. İsa'dır.
Kitap Ehli onu görüp bilecek, ona yaşarken ilerleyen
satırlarda detaylı olarak anlatılacağı gibi Müslüman
olarak itaat edecek ve Hz. İsa da onların durumlarıyla
ilgili ahirette şahitlik edecektir. (En doğrusunu
Allah bilir.)
III. delil
"Şüphesiz
o, kıyamet-saati için bir ilimdir..."
Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne
döneceği ile ilgili bir başka ayet de Zuhruf Suresi'nin
61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren
Hz. İsa'dan bahsedilir:
Meryem oğlu (İsa)
bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen
ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar.
Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı,
yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu
olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı
ve düşman' bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur;
kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına
bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette
sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef
(yerinize geçenler) olurlardı. (Zuhruf Suresi,
57-60)
Bu ayetlerin hemen arkasından
gelen 61. ayette Hz. İsa'nın kıyamet saati için
bir ilim olduğu belirtilmektedir:
Şüphesiz o, kıyamet-saati
için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya
kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf
Suresi, 61)
Bu ayetin Hz. İsa'nın ahir zamanda
yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını
söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa, Kuran'ın indirilişinden
yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla
bu ilk hayatını "kıyamet saati için bir bilgi"
yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin
işaret ettiği anlam, Hz. İsa'nın, ahir zamanda,
yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden
yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti
olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)
Bu ayette geçen "O,
kıyamet saati için bir ilimdir" ifadesinin
Arapça karşılığı şu şekildedir: "İnnehu le ilmun lissaati."
Bu ifadede yer alan "hu" zamirinin
"Kuran"a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak
yukarıda da belirtildiği gibi Kuran için "hu"
yani "o" zamiri kullanıldığında mutlaka ayetin
öncesinde veya sonrasında veya ayetin içinde Kuran'ı
anlatan başka ifadeler de bulunmaktadır. Başka
bir konu içinde "hu" zamiri ile Kuran'dan bahsedilmez.
Ayrıca bu ayetin öncesindeki ayete bakıldığında,
orada da açıkça Hz. İsa kastedilerek o zamiri
kullanıldığı görülecektir:
"O, yalnızca bir
kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına
bir örnek kıldık." (Zuhruf Suresi, 59)
Bu zamirin Kuran'a işaret ettiğini
söyleyenler ise ayetin devamında geçen "Ondan
kuşkulanmayın, bana uyun" ifadesini delil
olarak gösterirler. Ancak bu ifadenin öncesindeki
ayetler tamamen Hz. İsa'dan bahsetmektedir. Bu
nedenle "hu" zamirinin bir önceki ayetlerle ilgili
olması ve Hz. İsa'yı anlatması daha uygundur.
Nitekim büyük İslam alimleri de bu zamiri gerek
ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak Hz.
İsa olarak açıklamaktadırlar. Elmalılı Hamdi Yazır'ın
tefsirinde bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:
"Muhakkak
ki o saat için bir ilimdir de -saatin geleceğini
ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir
delil ve alamettir. Çünkü İsa gerek zuhuru ve
gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi
ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını)
haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına
bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre
eşratı saattendir (kıyamet alametidir)."1
IV. delil
"... Ona
Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek..."
Hz. İsa'nın ikinci gelişine işaret
eden başka ayetler de şöyledir:
Hani Melekler, dediler
ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi
sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa
Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu,
saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır.
Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır.
Ve O salihlerdendir. "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken,
nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah
neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar
verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir.
Ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.
(Al-i İmran Suresi, 45-48)
Ayette, Allah'ın Hz. İsa'ya,
Tevrat'ı, İncil'i ve bir de "Kitab'ı" öğreteceği
haber verilmektedir. Bu kitabın hangi kitap olduğu
kuşkusuz önemlidir. Aynı ifade Maide Suresi'nin
110. ayetinde de yer almaktadır:
Allah şöyle diyecek:
"Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi
hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim,
beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.
Sana Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim..."
(Maide Suresi, 110)
Her iki ayette de geçen "Kitap"
ifadesini incelediğimizde, bunun Kuran'a işaret
ettiğini görürüz. Ayetlerde Tevrat ve İncil dışında
gönderilen son hak kitabın Kuran olduğu bildirilmektedir.
(Hz. Davud'a verilen Zebur da Eski Ahit'in içindedir)
Bunun yanında, Kuran'ın başka ayetlerinde, "Kitap"
kelimesi, İncil ve Tevrat'ın yanında Kuran'ı ifade
etmek için kullanılmıştır:
Allah... O'ndan
başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O, sana Kitab'ı
Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak
indirdi. O, Tevrat ve İncil'i de indirmişti. (Al-i
İmran Suresi, 2-3)
Kitap kelimesinin Kuran'a işaret
ettiği başka ayetler de şu şekildedir:
Allah Katından yanlarında
olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman,
-ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı-
işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler.
Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir. (Bakara
Suresi, 89)
Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak,
sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek
ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.
(Bakara Suresi, 151)
Bu durumda, Hz. İsa'ya öğretilecek
olan üçüncü "Kitab"ın Kuran olduğunu ve bunun
da ancak Hz. İsa'nın ahir zamanda dünyaya dönüşünde
mümkün olabileceğini düşünebiliriz. Çünkü Hz.
İsa Kuran'ın indirilmesinden yaklaşık 600 sene
önce yaşamıştı. İlerleyen bölümlerde detaylı olarak
göreceğimiz gibi, Peygamber Efendimiz (sav)'in
hadislerinde Hz. İsa'nın dünyaya ikinci kez gelişinde
İncil ile değil Kuran'la hükmedeceği bildirilmektedir.
Bu da ayetteki manaya tam olarak uygun düşmektedir.
(Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.)
V. Delil
"Şüphesiz,
Allah Katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir..."
"Şüphesiz,
Allah Katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir..."
(Al-i İmran Suresi, 59) ayeti de Hz. İsa'nın
dönüşüne işaret ediyor olabilir. Tefsir alimleri
genellikle bu ayetin her iki peygamberin de babasız
olma özelliğine, Hz. Adem'in Allah'ın "Ol" emriyle
topraktan yaratılması ile Hz. İsa'nın yine "Ol"
emriyle babasız doğmasına işaret ettiğine dikkat
çekmişlerdir. Ancak ayetin ikinci bir işareti
daha olabilir. Hz. Adem cennetten nasıl yeryüzüne
indirildiyse, Hz. İsa da ahir zamanda Allah'ın
Katından yeryüzüne indirilecek olabilir. (En doğrusunu
Allah bilir.)
Görüldüğü gibi Hz. İsa'nın yeryüzüne
yeniden döneceğine ilişkin olarak Kuran'da geçen
ayetler çok açıktır. Kuran'da diğer peygamberler
için bunlara benzer ifadeler kullanılmamıştır.
Ancak tüm bu ifadeler, Hz. İsa için kullanılmıştır.
Bunun anlamı ise oldukça açıktır.
VI. delil
"...doğduğum
gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım
gün..."
Kuran'da Hz. İsa'nın ölümünü
ifade eden bir diğer ayet ise Meryem Suresi'nde
şöyle haber verilmektedir:
"Selam üzerimedir;
doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım
gün de." (Meryem Suresi, 33)
Bu ayet Al-i İmran Suresi'nin
55. ayetiyle birlikte incelendiğinde çok önemli
bir gerçeğe işaret etmektedir. Al-i İmran Suresi'ndeki
ayette Hz. İsa'nın Allah Katına yükseltildiği
ifade edilmektedir. Bu ayette ölme ya da öldürülme
ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem
Suresi'nin 33. ayetinde Hz. İsa'nın öleceği günden
bahsedilmektedir. Bu ikinci ölüm ise ancak Hz.
İsa'nın ikinci kez dünyaya gelişi ve bir süre
yaşadıktan sonra vefat etmesiyle mümkün olabilir.
(En doğrusunu Allah bilir)
VII. Delil
"... beşikte
iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla
konuşuyordun..."
Hz. İsa'nın tekrar dünyaya geleceği
ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi'nin
110. ayetinde ve Al-i İmran Suresi'nin 46. ayetinde
geçen "kehlen" kelimesidir.
Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:
"Allah şöyle diyecek:
"Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi
hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim,
beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla
konuşuyordun..." (Maide Suresi, 110)
"Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla
konuşacaktır. Ve O salihlerdendir." (Al-i İmran
Suresi, 46)
Bu kelime Kuran'da sadece yukarıdaki
iki ayette ve sadece Hz. İsa için kullanılmaktadır.
Hz. İsa'nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan
"kehlen" kelimesinin anlamı "otuz ile elli
yaşları arasında, gençlik devresini bitirip ihtiyarlığa
ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse" şeklindedir.
Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla "35 yaş sonrası döneme işaret ediyor" şeklinde
çevrilmektedir.
Hz.
İsa'nın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında
Allah Katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten
sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbni Abbas'tan
rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri,
Hz. İsa'nın yaşlılık döneminin, tekrar dünyaya
gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin,
Hz. İsa'nın nüzulüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler.2 (En doğrusunu Allah bilir)
İslam alimlerinin bu yorumunun
isabetli olduğu, söz konusu ayetler dikkatle incelendiğinde
kolaylıkla anlaşılmaktadır. Kuran ayetlerine bakıldığında
bu ifadenin, yalnızca Hz. İsa için kullanıldığını
görürüz. Tüm peygamberler insanlarla konuşup,
onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de yetişkin
yaşlarında tebliğ görevini yerine getirmişlerdir.
Ancak Kuran'da hiçbir peygamber için bu şekilde
bir ifade kullanılmamaktadır. Bu ifade sadece
Hz. İsa için ve mucizevi bir durumu ifade etmek
amacıyla kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri
ardından gelen "beşikte" ve "yetişkin iken" kelimeleri
iki büyük mucizevi zamana dikkat çekmektedirler.
Nitekim İmam Taberi, Taberi
Tefsiri isimli eserinde bu ayetlerde geçen
ifadeleri şu şekilde açıklamaktadır:
"Bu
ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. İsa'nın ömrünü
tamamlayıp yaşlılık döneminde insanlarla konuşabilmesi
için gökten ineceğine işaret etmektedir. Çünkü
o, genç yaştayken göğe kaldırılmıştı...
Bu ayette
(Al-i İmran Suresi, 46), Hz. İsa'nın hayatta olduğuna
delil vardır ve ehl-i sünnet de bu görüştedir.
Çünkü ayette, onun yaşlandığı zamanda da insanlarla
konuşacağı ifade edilmektedir. Yaşlanması da ancak,
semadan yeryüzüne ineceği zamanda olacaktır."3
"Kehlen" kelimesinin açıklamaları
da, Kuran'da yer alan diğer bilgiler gibi, Hz.
İsa'nın tekrar yeryüzüne gelişine işaret etmektedir.
(En doğrusunu Allah bilir) Tüm bu anlatılanlar
Hz. İsa'nın ahir zaman adı verilen dönemde yeryüzüne
tekrar geleceğini ve insanları hak din olan İslam'a
yönelteceğini ortaya koymaktadır. Kuşkusuz bu,
Allah'ın iman edenlere büyük bir müjdesi, rahmeti
ve nimetidir. İman edenlerin sorumluluğu ise,
Hz. İsa'yı en güzel şekilde savunup desteklemek
ve onun insanları çağırdığı Kuran ahlakını en
doğru şekilde yaşamaktır.
Kuran Ayetlerinde Benzer Örnekler
Kuran ayetlerinde uzun süre ölü
kaldıktan sonra yeniden dirilme, yüzlerce yıl
uykuda kalma gibi Hz. İsa'nın durumuyla benzeyen
bazı örnekler yer almaktadır. Bunlardan bazıları
şu şekildedir:
Yüzyıl sonra
diriltilen adam
Bu örneklerden biri, Bakara
Suresi'nde anlatılan "yüz yıl ölü kaldığı"
belirtilen bir kimsenin hayatına ilişkindir:
Ya da altı üstüne
gelmiş ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini
(görmedin mi?) Demişti ki: "Allah burasını
ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun
üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı sonra onu
diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?"
O: "Bir gün veya bir günden az kaldım"
dedi. (Allah ona:) "Hayır yüz yıl kaldın
böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamış;
eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara
ibret-belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir
bak nasıl biraraya getiriyoruz sonra da onlara
et giydiriyoruz?" dedi. O kendisine (bunlar)
apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık
şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah herşeye güç
yetirendir. (Bakara Suresi, 259)
Önceki sayfalarda belirttiğimiz
gibi ayetlerde Hz. İsa'nın canının alındığından
bahsedilmemektedir. Yukarıda verdiğimiz ayette
ise tam bir ölüm (mevt) söz konusudur. Dolayısıyla
kesin olarak ölen bir insanın bile Allah'ın dilemesiyle
bu dünyada tekrar diriltildiği Kuran'da bildirilen
bir gerçektir. Kuran'da buna benzer başka olaylardan
da örnekler verilmektedir.
Kehf Ehli'nin
yıllar sonra uyandırılmaları
Konuya işaret eden diğer bir
örnek ise Kehf Suresi'ndeki "Ashab-ı Kehf"
kıssasındadır.
Allah'ın, yaşadıkları dönemin
din karşıtı hükümdarının zulmünden korunmak için
mağaraya sığınan bir grup gençten bahsettiği bu
kıssada, onların uzun yıllar uyuduktan sonra tekrar
uyandırıldıkları anlatılmaktadır. Ayetler şöyledir:
O gençler mağaraya
sığındıkları zaman demişlerdi ki: "Rabbimiz
katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize
doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). Böylelikle
mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk
(derin bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 10-11)
Sen onları uyanık sanırsın oysa onlar (derin bir
uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve
sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu
uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın geri
dönüp onlardan kaçardın onlardan içini korku kaplardı.
Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye
onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir
sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?"
Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç
saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki:
"Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir;
şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de,
hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık
getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın
sizi kimseye sezdirmesin."
(Kehf Suresi, 18-19)
Kuran'da gençlerin mağarada
kaç yıl kaldıkları tam olarak bildirilmez. Bunun
için yıllar yılı tabiri kullanılır ki sürenin
çok kısa olmadığı buradan anlaşılmaktadır. Ayrıca
kalış süresiyle ilgili insanların tahmini de oldukça
uzun bir süre olan 309 yıldır:
Onlar mağaralarında
üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.
De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha
iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O,
ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun
dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde
hiç kimseyi ortak kılmaz." (Kehf Suresi,
25-26)
Elbette burada önemli olan sürenin
kısa veya uzun olması değildir. Üzerinde durduğumuz
konu Allah'ın bazı insanları dünyadaki bildiğimiz
hayattan, uyutmak veya canlarını almak suretiyle
uzaklaştırdıktan sonra onları tekrar canlandırmasıdır.
Tıpkı uykudan uyanan insanlar gibi kişileri tekrar
hayata döndürmesidir. Hz. İsa da bu insanlardan
biridir ve zamanı geldiğinde tekrar dünya üzerinde
yaşayacak, görevini yaptıktan sonra "Dedi
ki: "Orada (dünyada) yaşayacak, orada ölecek
ve oradan çıkarılacaksınız." (Araf Suresi,
25) ayetinin hükmü gereği her insan gibi
dünyada ölecektir.
-----------------------------------------------------
1. Elmalılı
Hamdi Yazır, http://www.kuranikerim.com/telmalili/zuhruf.htm
2. Faslu'l-Makal fi Ref'I İsa Hayyen ve Nüzulihi
ve Katlihi'd-Deccal, Muhammed Halil Herras, Mektebetü's
Sünne, Kahire, 1990, s. 20
3. Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 2. cilt, s. 528;
cilt 1, s. 247 |